Şehrin Ruhunu Zanaatla Şekillendiren Bir Usta…
Şehrin Ruhunu Zanaatla Şekillendiren Bir Usta…
Tasarım, Üretim ve Onarım: İstanbul’da Hayat Bulan Çantalar
Erkan İçen Studio’da sadece çanta üretimi yapmıyoruz. Yerel üretim anlayışı içinde kişiye özel tasarım, onarım ve ileri dönüşüm ile unutulmaya yüz tutan ustalık geleneğini, modern hayatın gereklilikleriyle harmanlayıp yaşatıyoruz.
Gelenek ve Sabırla Ortaya Çıkan Benzersiz Bir Tarz
Erkan İçen Atölye’nin yaratım felsefesinin merkezinde “sürdürülebilirlik” yer alır. Bizim için bu kavram; sadece kullanılan malzemeyle değil, kültürel mirasa, üretim tekniklerine ve bir ürünün zamanla kurduğu bağa duyulan saygıdır.
40 yıllık usta-çırak disipliniyle yoğrulan sabır ve geleneğe sadakat, yaratım sürecimizin temelidir. Geleneksel zanaatı modern estetikle buluştururken, çevreye duyarlı bir üretim anlayışını benimsiyoruz. Sadece yeni ürünler üretmiyor, aynı zamanda yaşatıyoruz. Gardırobunuzda bir köşede kalmış olan parçalarınızı usta eliyle onararak yıllar sürecek bir yol arkadaşlığı vadediyoruz.
Beyoğlu’nun Zanaat Geleneğinden Doğan Çantalar
Babamın yanında çıraklıkla başlayan, Andonaki Zervos’un tezgahında şekillenen bir disiplinle her gün tezgâhın başına geçiyorum. Büyük Bayram Sokak’taki mesailerinden, Tünel ve Asmalı Mescid’in bohem ruhuna uzanan bir bellekle tasarımlarımız hayat buluyor. Atölyemiz, malzemeye duyduğumuz saygı ve seri üretimin monotonluğundan uzak tasarımlarıyla Beyoğlu zanaatkârları geleneğinin bugünkü sesi olma yolunda ilerliyor. Her dikiş, usta-çırak ilişkisiyle yoğrulmuş yerel bir üretim kültürünün izini taşıyor.
Erkan İçen
Erkan İçen Atölye Kucusu
Bir Çanta Eskimez. Yaşar.
Onar. Dönüştür. Yeniden Kullan.
En sürdürülebilir çanta, hâlihazırda sahip olduğunuz çantadır. Bir çantanın ömrünü uzatmak, yenisini üretmekten çok daha düşük çevresel etki yaratır. Erkan İçen Studio olarak, sadece İstanbul’daki atölyemizde gerçekleşen yerel üretimi benimsiyor; bir fermuar değişimi veya eski bir deri ceketinizin yeni bir çantaya dönüştürülmesiyle atık oluşumunun önüne geçiyoruz. Çünkü bize göre bir ürünün gerçek değeri; sahibinin hayatında ne kadar uzun süre yaşayabildiğiyle ölçülür.







