Beyoğlu

Bir Semtten Fazlası

Beyoğlu, neredeyse her İstanbullu için olduğu gibi, benim için de sadece bir semt değil. İçinde doğduğum, sokaklarında büyüdüğüm, atölyelerinde iş hayatını öğrendiğim bir yer benim için Beyoğlu. Tasarımlarıma yansıtmaya çalıştığım çok katmanlı yapı da aslında Beyoğlu’nun kimliğini yansıtıyor. Ben sadece deriyle değil, Beyoğlu sokaklarının yaşanmışlığıyla üretim yapıyorum.

Belleğimdeki İlk Durak

Büyük Bayram Sokak

Zihnimde Beyoğlu denince ilk beliren görüntü, Büyük Bayram Sokak’ın yağmurlu mesaileri. Babamın atölyesinde çıraklık yaparken, o dar sokakların pencerelerinden sızan makine sesleri ve ıslak kaldırım taşlarının kokusu bugün hala hatıralarımda taze. O günlerin zorluğu ve öğretisi, bugün çantalarımın karakterindeki o dayanıklı ve vakur duruşun temeli.

Bohem Esinti

Tünel ve Asmalı Mescit

Kendi yolumu çizmeye başladığımda duraklarım Tünel ve Asmalı Mescit oldu. Buralar benim için zanaatın sanatla, geleneğin ise modern hayatla kucaklaştığı yerlerdi. Orhan Atlı Aydın Sokak’taki üretim yıllarımda, İstanbul’un o kozmopolit yapısını deriye nasıl işleyebileceğimi keşfettim. Tango ritimlerinin sokaklara taştığı, akşamüstü ışığının tarihi binaların yüzeyine düştüğü o anlar; çantalarımın formuna, rengine ve dokusuna ilham verdi.

Bugünün Dinginliği

Kasımpaşa

Şimdi hikâyemi Kasımpaşa’daki atölyemde sürdürüyorum. Burası, Beyoğlu’nun o bitmeyen enerjisinin biraz durulduğu, zanaatın sükûnetle buluştuğu yer. Çalışırken duyduğum kırlangıç sesleri ve Haliç’in esintisi, tasarımlarıma o “yaşayan ve nefes alan” hissi katıyor. Benim atölyem steril bir üretim merkezi değil. Bu şehrin tozunu, sesini ve ışığını içine alan yaşayan bir mekân.

Gerçeğe Dokunan Tasarımlar Peşinde

Bana sıkça soruyorlar: “Neden her çantan bu kadar farklı ve karakteristik?” Cevabı basit: Çünkü Beyoğlu steril değildir. Beyoğlu’nun her köşesinde bir yaşanmışlık, her binasında bir yara, her sokağında farklı bir katman vardır. Ben de çantalarımı yaparken derinin doğal kusurlarını gizlemek yerine onları kutluyorum. Tıpkı bu semt gibi. Kullandıkça güzelleşen, zamanla ruh kazanan ve asla “yeni ama boş” görünmeyen parçalar üretiyorum.